İçeriğe geç

Say fazla olursa ne olur ?

Say Fazla Olursa Ne Olur? Kayseri’den Bir Günlüğün Hikâyesi

Sabahın Sessizliği

Bugün sabah kalktığımda içimde garip bir heyecan vardı. Penceremi açtım, Kayseri’nin o hafif serin sabah rüzgârı yüzüme çarptı. Çayımı alıp balkona oturdum ve kendi kendime sordum: Say fazla olursa ne olur? Bu soru öylesine basit ama bir o kadar da karmaşıktı ki, bütün günümü etkiledi. İçimde bir telaş vardı; sanki her şey fazla olursa, taşacak ve kontrol edemeyeceğim bir durum doğacak gibi.

Gözlerimi kapattım ve düşündüm. Sabah yürüyüşü sırasında kafamda dönüp duran düşünceler vardı. İnsan ilişkilerinde, duygularda, hatta günlük işlerimde fazla olan şeyler ne kadar yük olurdu? Günlük tutmayı çok seviyorum ama bazen sayfalar dolunca, yazdıklarımın bir kısmı bana yabancılaşabiliyor. Sanki fazla yazmak, fazla hissetmek, fazla düşünmek, bir noktada beni boğabilir.

Kafede Bir An

Öğlene doğru en sevdiğim kafeye gittim. Çalışanlar beni tanıyor, gülümsüyorlar. Masama oturdum ve defterimi açtım. Kalemimi elime alırken içimde bir karışıklık vardı. Yan masada iki kişi kahkaha atıyor, çok konuşuyor, sanki sesleri biraz fazla geldi. İçimdeki duygusal taraf hemen tepki verdi: Ne kadar fazla, o kadar rahatsız edici mi gerçekten? Ama sonra düşündüm, belki de fazla gürültü, fazla hayat, fazla enerji… bazı zamanlarda tam ihtiyacım olan şeydir.

O sırada günlük yazmaya başladım. “Say fazla olursa ne olur?” diye yazdım ve sonra kalemim durmadı. Duygularım, geçen haftanın hayal kırıklıkları, birkaç mutlu an ve umutlar… hepsi üst üste geldi. Kalemim durmadan akıyordu ve bir noktada fark ettim ki, sayfalarda kelimeler çoğaldıkça içimde bir boşalma da oluyor. Fazlalık, bazen ağırlık değil, hafifleme demekmiş.

Parkta Yürüyüş ve İçsel Tartışma

Öğleden sonra kendimi parkta buldum. Ağaçların arasından süzülen güneş ışığı, yaprakların hışırtısı… Her şey o kadar canlı ki gözlerim doldu. İçimdeki duygusal tarafım bağırıyordu: Fazla hissetmek bazen çok yorucu ama bir o kadar da gerçek. İçimdeki mantıklı taraf ise fısıldıyordu: Duygularını ölç, fazla olursa ne olur ki, taşacak mı, kıracak mı?

Parkın kenarında bir banka oturdum ve telefonumu açtım. Mesajlar, bildirimler, e-postalar… Fazlalık gerçekten her yerdeydi. Ama işin ilginci, her bildirim, her mesaj bana bir şeyler hissettirdi. İçimdeki insan tarafım heyecanlandı, umutlandı, bazen kırıldı. Fazla olmak, her zaman kötü değil, bazen yaşadığını hissetmenin bir yolu.

Bir Küçük Anın Gücü

Bankta otururken bir çocuk koşarak geldi, elinde top vardı. Topu bana attı ve ben de geri fırlattım. Gülüşü, sesi… küçük bir an ama içimde büyük bir etki yarattı. Fazla ne demek, şimdi daha iyi anladım. Hayatın içinde fazla şey var ama bazıları taşmıyor, aksine çoğalıyor, çoğaldıkça güzelleşiyor. İçimdeki duygusal tarafım bunun farkına varınca kendini rahatlamış hissetti.

O an fark ettim ki, bazen fazla olmak, fazla hissetmek, fazla yaşamak… korkulacak bir şey değil. Tam tersine, bu fazla hisler insanı canlı tutuyor, kalbi hızlı attırıyor, umut veriyor.

Akşamın Sessizliği ve İçsel Hesaplaşma

Akşam evime dönerken günün değerlendirmesini yaptım. Kalbim hızlı atıyor, gün boyu hissettiklerim zihnimde dönüp duruyordu. Günlük defterime tekrar baktım; sayfalar dolu, kelimeler taşmış, ama içimde bir hafiflik vardı. İçimdeki insan tarafım mutluydu, içimdeki mantıklı tarafım ise bir nebze rahatlamıştı. Fazlalık, taşmak değil, dolmak demekti aslında.

Akşam yemeği sonrası balkona çıktım ve şehrin ışıklarını izledim. Kayseri’nin o sıcak havası, evlerin ışıkları ve uzaktan gelen araba sesleri… Hepsi bana bir şeyler anlatıyordu. Fazlalık, hayatın kendisiydi. Duygular, kelimeler, anılar… her biri bir miktar fazla ve hepsi de benim. İçimdeki insan tarafım bunu kabul ediyordu, içimdeki genç duygusal tarafım ise hafifçe gülümsüyordu.

Günlükten Son Not

Bugün öğrendim ki, fazla olan her şey korkutucu değil. Say fazla olursa ne olur sorusunun cevabı basit ama derin: taşabilir, boğabilir, yorabilir ama aynı zamanda çoğaltabilir, güçlendirebilir ve hissettirebilir. İçimdeki insan tarafım bu gerçeği gün boyu yaşadı; heyecan, hayal kırıklığı, umut… hepsi fazlaydı, ama hepsi gerçekti.

Defterimi kapatırken, kalbim hâlâ hızlı atıyordu. Sayfa sayısı fazla olabilir, kelimeler taşabilir, ama hissettiğim şeylerin fazlası bana ait. Kayseri’nin sokaklarında yürürken, aklımda sürekli o soru vardı: Say fazla olursa ne olur? Cevabı artık biliyorum: fazla olursa, yaşarsın, hissedersin ve en önemlisi kendin olursun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

beylikduzu escort beylikduzu escort avcılar escort taksim escort istanbul escort şişli escort esenyurt escort gunesli escort kapalı escort şişli escort megapari-tr.com
Sitemap
ilbet yeni girişilbetgrandoperabetbetexperTürkçe Forum