Hayatın bazı anları vardır; birey ile devletin, beden ile kurumun, kişisel hikâye ile toplumsal düzenin doğrudan karşı karşıya geldiği eşiklerdir bunlar. Askerî muayene de böyle bir eşik. İlk bakışta teknik, tıbbi ve rutin görünen bu süreç, biraz durup bakıldığında toplumsal normların, cinsiyet rollerinin, kültürel beklentilerin ve güç ilişkilerinin beden üzerinden nasıl işlediğini gösteren yoğun bir deneyim alanına dönüşür. Bu yazıyı, askerî muayenede nelere bakılıyor sorusunu yalnızca prosedürler üzerinden değil, toplumsal yapıların bireylerle kurduğu ilişkiyi anlamaya çalışan biri olarak ele alıyorum.
Belki sen de bu süreci yaşadın. Belki yakından izledin. Belki sadece anlatılanları dinledin. Peki hiç düşündün mü: Neden bu muayene bu şekilde yapılıyor? Kime ne soruluyor, ne ölçülüyor, ne “normal” kabul ediliyor? Ve kim, hangi ölçütlerle sistemin dışında bırakılıyor?
Askerî Muayene Nedir? Temel Kavramlar
Askerî muayene, devletin zorunlu askerlik sistemi içinde bireyleri fiziksel ve ruhsal açıdan “askerliğe elverişli” olup olmadıkları üzerinden değerlendirdiği resmi bir süreçtir. Yüzeyde bakıldığında amaç nettir: askerliğin gerektirdiği görevleri yerine getirip getiremeyeceğini tespit etmek. Ancak sosyolojik açıdan bu süreç, bedenin devlet tarafından sınıflandırılması ve normatif bir çerçeveye oturtulması anlamına gelir.
Burada “sağlam”, “elverişli”, “elverişli değildir” gibi kategoriler devreye girer. Bu kategoriler yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda kültürel ve ideolojiktir. Michel Foucault’nun biyopolitika kavramını hatırlamak yerinde olur: Devlet, bedenleri ölçer, düzenler ve yönetir. Askerî muayene tam da bu biyopolitik yönetimin somutlaştığı alanlardan biridir.
Askerî Muayenede Nelere Bakılıyor?
Resmî düzeyde askerî muayenede nelere bakılıyor sorusunun yanıtı; fiziksel sağlık, kronik hastalıklar, ortopedik durumlar, görme ve işitme, ruh sağlığı gibi başlıklarda toplanır. Ancak sosyolojik açıdan asıl mesele, bu başlıkların nasıl tanımlandığı ve hangi bedenlerin “uygun” kabul edildiğidir.
Örneğin bedensel dayanıklılık beklentisi, belirli bir erkeklik normunu varsayar. Güçlü, dayanıklı, itaatkâr ve duygularını bastırabilen bir beden ideali, muayenenin görünmeyen referans çerçevesidir. Bu idealin dışında kalan bedenler ise çoğu zaman “eksik”, “yetersiz” ya da “sorunlu” olarak etiketlenir.
Beden, Normallik ve Sapma
Sosyolojide normallik kavramı her zaman güçle iç içedir. Askerî muayenede normal kabul edilen beden, toplumun makbul yurttaş tasavvuruyla örtüşür. Bu noktada eşitsizlik görünür hale gelir. Çünkü herkes aynı sağlık koşullarında büyümez, aynı imkânlara sahip olmaz. Yoksulluk, ağır çalışma koşulları, çocuklukta yeterli sağlık hizmetine erişememe gibi faktörler, muayene masasında bireyin “kusuru” gibi değerlendirilir.
Saha araştırmaları, özellikle alt sınıflardan gelen bireylerin askerî muayene süreçlerinde daha fazla sağlık sorunu yaşadığını ve bu sorunların yapısal nedenlerinin çoğu zaman göz ardı edildiğini gösteriyor. Sorun bireyselleştirilirken, toplumsal koşullar görünmez kılınıyor.
Toplumsal Normlar ve Cinsiyet Rolleri
Askerî muayene, cinsiyet rollerinin en yoğun biçimde yeniden üretildiği alanlardan biridir. Zorunlu askerlik uygulamasının büyük ölçüde erkek bedenleri üzerinden kurgulanması, erkekliğin toplumsal inşasını da doğrudan etkiler.
“Askere gidebilecek misin?” sorusu, birçok toplumda erkekliğin bir tür geçiş ritüeline dönüşmüştür. Askerî muayeneden “sağlam” raporu almak, sadece hukuki bir durum değil, aynı zamanda sembolik bir onaydır. Bu onay, bireye toplum içinde belirli bir statü kazandırır.
Erkeklik, Dayanıklılık ve Sessizlik
Akademik literatürde hegemonik erkeklik kavramı, askerî kurumlarla sıkça ilişkilendirilir. Muayene sürecinde duygusal kırılganlıkların, psikolojik zorlanmaların ya da bedensel farklılıkların bastırılması beklentisi, bu hegemonik erkeklik anlayışının yansımasıdır.
Birçok birey, askerî muayenede yaşadığı kaygıyı dile getirmekte zorlanır. Çünkü bu, “zayıflık” olarak algılanabilir. Burada sadece bireysel bir çekingenlik değil, kültürel olarak öğretilmiş bir sessizlik vardır.
Cinsiyetin Dışında Kalanlar
Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim çeşitliliği söz konusu olduğunda askerî muayene daha da sorunlu bir alana dönüşür. Bu bireyler için muayene, yalnızca sağlık değerlendirmesi değil, kimliğin sorgulandığı ve çoğu zaman damgalandığı bir deneyimdir. Sosyolojik çalışmalar, bu sürecin bireyler üzerinde uzun vadeli psikososyal etkiler bıraktığını ortaya koyuyor.
Kültürel Pratikler ve Güç İlişkileri
Askerî muayene, devletin birey üzerindeki sembolik gücünün en görünür olduğu anlardan biridir. Bürokratik dil, hiyerarşi ve otorite, bu sürecin doğal parçalarıdır. Birey genellikle pasif bir konumdadır; sorular sorulur, beden incelenir, karar verilir.
Bu güç ilişkisi, yalnızca devlet–birey ekseninde değil, aynı zamanda sınıfsal ve kültürel farklılıklar üzerinden de işler. Kendini ifade etme becerisi, eğitim düzeyi ve sosyal sermaye, muayene sürecinin nasıl deneyimlendiğini etkiler.
Toplumsal Adalet Perspektifinden Askerî Muayene
Toplumsal adalet, bireylerin eşit koşullarda değerlendirilmesini ve yapısal dezavantajların hesaba katılmasını gerektirir. Ancak askerî muayene pratiğinde bu ilkenin her zaman gözetildiğini söylemek zor.
Engellilik çalışmaları alanındaki akademik tartışmalar, askerî muayenelerde engelliliğin çoğu zaman “uygunsuzluk” olarak çerçevelendiğini ve bireyin toplumsal katkı potansiyelinin göz ardı edildiğini vurgular. Bu yaklaşım, eşit yurttaşlık fikriyle çelişir.
Karşılaştırmalı Perspektifler
Farklı ülkelerdeki askerlik ve muayene sistemleri incelendiğinde, daha kapsayıcı ve gönüllülük esasına dayalı modellerin bireyler üzerindeki baskıyı azalttığı görülüyor. Bazı ülkelerde askerî hizmetin sivil alternatiflerle çeşitlendirilmesi, askerî muayenenin toplumsal yükünü de dönüştürüyor.
Kişisel Gözlemler ve Çatışan Duygular
Askerî muayeneden çıkan birçok kişinin ortak duygusu belirsizliktir. Kabul edilmek mi istenir, elenmek mi? Bu ikilem, bireyin devletle kurduğu ilişkinin ne kadar karmaşık olduğunu gösterir. Bir yandan yurttaşlık görevi söylemi, diğer yandan bedenin ve ruhun sınırları.
Burada durup sormak gerekiyor: Devlet, bireyden ne bekliyor? Ve birey, bu beklentiler karşısında ne hissediyor?
Okuyucuya Sorular: Kendi Deneyimini Düşün
- Askerî muayene sürecinde yaşadıkların sana ne hissettirdi?
- Bedeninin bir kurum tarafından değerlendirilmesi sana nasıl geldi?
- Sence bu süreç daha adil ve kapsayıcı olabilir mi? Nasıl?
- Toplumsal normların bu deneyimdeki rolünü fark ettin mi?
Bu soruların net cevapları olmayabilir. Ama tam da bu belirsizlik, askerî muayenenin neden yalnızca tıbbi değil, derinlemesine sosyolojik bir mesele olduğunu gösteriyor. Deneyimlerini, duygularını ve düşüncelerini paylaşmak, bu görünmez yapıları görünür kılmanın ilk adımı olabilir.