İçeriğe geç

El atmanın önlenmesi davası vekalet ücreti nispi mi ?

El Atmanın Önlenmesi Davası Vekalet Ücreti Nispi mi? 2026 Güncel Hukuki Çerçeve

Bir taşınmaz düşünün: Tapuda sizin adınıza kayıtlı. Yıllardır vergisini ödüyorsunuz, bakımını yapıyorsunuz, belki çocuklarınıza bırakmayı planlıyorsunuz. Sonra bir gün fark ediyorsunuz ki komşu bahçenizin bir bölümünü kullanıyor, bir başkası taşınmazınızdan yol geçiriyor veya bir yapı sizin arsanıza taşıyor. İlk soru çoğu zaman “Bunu nasıl durdurabilirim?” oluyor. Fakat dava açma aşamasına gelindiğinde ikinci, en az ilki kadar önemli soru ortaya çıkıyor: El atmanın önlenmesi davası vekalet ücreti nispi mi?

Kısa cevap şudur: Kural olarak, taşınmazın aynına ilişkin nitelikteki el atmanın önlenmesi davalarında vekalet ücreti nispi esas üzerinden hesaplanabilir. Ancak burada “el atmanın önlenmesi” ifadesini tek başına görmek yeterli değildir. Davanın gerçekten taşınmazın aynına ilişkin olup olmadığı, dava değerinin nasıl belirlendiği, ecrimisil veya yıkım gibi taleplerin bulunup bulunmadığı ve davanın hangi kısmının kabul veya reddedildiği doğrudan sonucu etkiler.

Üstelik konu 2026 itibarıyla yalnızca teorik bir tartışma değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19 Ocak 2026 tarihli bir kararında, müdahalenin men’i davalarının tamamının kategorik olarak taşınmazın aynına ilişkin sayılıp sayılamayacağı konusunda çoğunluk ile karşıoy arasında önemli bir görüş ayrılığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle “el atmanın önlenmesi davasında her zaman taşınmaz değeri üzerinden nispi vekalet ücreti çıkar” demek, güncel tartışmayı gereğinden fazla basitleştirmek olur.

El atmanın önlenmesi davası nedir ve neden vekalet ücreti tartışması bu kadar önemlidir?

Blackrose sayfasında yeni bir konuya geçiyoruz: Bugün gündemimiz El atmanın önlenmesi davası vekalet ücreti nispi mi.

El atmanın önlenmesi davası, mülkiyet hakkına yönelik haksız müdahalenin ortadan kaldırılması amacıyla başvurulan ayni nitelikte bir hukuki korumadır. Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi malike, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı istihkak davası açma ve her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme hakkı tanır.

Buradaki temel ayrım önemlidir. Bir kişinin taşınmazınızı tamamen elinden alması ile hâlen taşınmazınızın maliki ve zilyedi olduğunuz hâlde kullanımınızı kısıtlayan bir müdahale aynı hukuki tablo değildir. El atmanın önlenmesi özellikle ikinci durumda öne çıkar.

  • Taşınmazın bir bölümünün izinsiz kullanılması,
  • komşu yapının taşınmaz sınırını aşması,
  • haksız şekilde yol veya geçiş kullanılması,
  • taşınmazdan yararlanmayı engelleyen fiziksel müdahaleler,
  • mülkiyet hakkının kullanılmasını zorlaştıran bazı komşuluk müdahaleleri

gibi durumlar somut olayın özelliklerine göre el atmanın önlenmesi talebine konu olabilir.

Fakat dava açıldığında mesele yalnızca “müdahale var mı?” sorusundan ibaret kalmaz. Dava değerinin belirlenmesi, harç ve vekalet ücretinin hesabı, ecrimisil ile birlikte talep edilip edilmediği ve karşı tarafın hangi talepler bakımından haklı çıktığı da dosyanın ekonomik sonucunu değiştirebilir.

Düşündürücü soru: Bir taşınmaz üzerindeki küçük görünen bir müdahalenin, taşınmazın değeri üzerinden hesaplanan giderler nedeniyle büyük bir mali sonuca dönüşmesi sizce adil midir?

El atmanın önlenmesi davası vekalet ücreti nispi mi?

Gelelim doğrudan aranan cevaba. Taşınmazın aynına ilişkin el atmanın önlenmesi davasında vekalet ücretinin nispi olarak belirlenmesi mümkündür ve Yargıtay uygulamasında bu yönde güçlü bir çizgi bulunmaktadır.

Bu sonucun arkasındaki önemli düzenlemelerden biri 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesidir. Madde, müdahalenin men’i, tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda gayrimenkulün değerinin esas alınacağını açıkça düzenlemektedir. Aynı maddede, ayni dava ile birlikte ecrimisil veya tazminat istenmesi hâlinde harcın taşınmaz değeri ile talep edilen ecrimisil ve tazminat tutarı üzerinden alınacağı belirtilmektedir.

Bu düzenleme, vekalet ücreti açısından da önemlidir. Çünkü Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin konusu para veya para ile değerlendirilebilen hukuki yardımlara ilişkin hükümleri, gerekli şartların bulunması hâlinde nispi tarife sistemini devreye sokmaktadır. 2025-2026 döneminde yürürlükte bulunan AAÜT’de de nispi ücret sistemi ayrıca düzenlenmiştir. Türkiye Barolar Birliği, bu dönemde nispi tarifenin üçüncü kısmındaki miktarların yeniden düzenlendiğini ve yeni bir yüzde 13’lük dilim eklendiğini açıklamıştır.

Dolayısıyla burada “nispi vekalet ücreti” ifadesi, tek bir sabit yüzde anlamına gelmez. Dava değeri belirlenir ve yürürlükteki tarifenin ilgili dilimleri üzerinden hesaplama yapılır.

Nispi vekalet ücreti ile maktu vekalet ücreti arasındaki fark

Maktu vekalet ücreti, dava değerinden bağımsız olarak belirlenen sabit tutardır. Örneğin 2025-2026 AAÜT’de asliye mahkemelerinde konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen belirli hukuki yardımlar bakımından 45.000 TL’lik maktu ücret öngörülmüştür.

Nispi vekalet ücreti ise ekonomik bir değer üzerinden tarifedeki oranlar kullanılarak hesaplanır. Bu nedenle taşınmazın dava değeri yükseldikçe hesaplanan vekalet ücreti de önemli ölçüde değişebilir.

Bu ayrımın pratik karşılığı oldukça büyüktür. Örneğin taşınmazın değerinin milyonlarca lira olduğu bir uyuşmazlıkta “maktu mu, nispi mi?” sorusu, yalnızca teknik bir hukuk sorusu değildir; doğrudan bütçeyi ilgilendiren bir mesele hâline gelir.

Düşündürücü soru: Dava konusu taşınmazın değeri ile avukatlık ücretinin bağlantılı olması, uyuşmazlığın ekonomik ağırlığını daha doğru yansıtıyor mu?

Yargıtay neden taşınmazın değerini esas alıyor?

Yargıtay’ın yerleşik kararlarından birinde, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepli davalarda dava değerinin el atılan yerin değeri ile ecrimisil toplamından oluştuğu ve vekalet ücretinin bu değer üzerinden nispi olarak hesaplanması gerektiği belirtilmiştir.

Benzer biçimde Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin başka bir kararında, el atmanın önlenmesi ile ecrimisil taleplerinin birlikte bulunduğu bir dosyada, reddedilen talepler bakımından da karşı taraf lehine nispi vekalet ücretinin değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bu yaklaşımın temelinde şu mantık vardır: El atmanın önlenmesi talebi, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kullanılmasına yönelik müdahaleyi ortadan kaldırmayı amaçlar. Eğer uyuşmazlık taşınmazın aynına ilişkin ise, taşınmazın ekonomik değeri dava değerinin belirlenmesinde önem kazanır.

El atılan kısmın değeri mi, taşınmazın tamamının değeri mi?

İşte uygulamada en fazla dikkat edilmesi gereken noktalardan biri burasıdır. Her dosyada taşınmazın tamamının ekonomik değerinin otomatik biçimde esas alınacağını söylemek doğru olmaz. Müdahalenin kapsamı, talebin niteliği, taşınmazın hangi bölümünün dava konusu edildiği ve somut uyuşmazlığın ayni nitelikte olup olmadığı önem taşır.

Yargıtay’ın eski tarihli kararlarında da dava değerinin tespitinde el atılan bölümün değerinin dikkate alındığı örnekler bulunmaktadır. Örneğin Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2022 tarihli kararında, el atmanın önlenmesi talebi bakımından el atılan taşınmaz bölümünün değeri ile yıkım masrafları ve ecrimisil tutarlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.

Bu nedenle “arsa 5 milyon TL, o hâlde vekalet ücreti mutlaka 5 milyon TL üzerinden hesaplanır” şeklindeki otomatik yaklaşım yerine, dava konusu müdahalenin hukuki ve ekonomik kapsamının belirlenmesi gerekir.

Düşündürücü soru: Taşınmazın tamamı milyonlarca lira ederken yalnızca birkaç metrekarelik bölümün uyuşmazlık konusu olması hâlinde hangi değerin esas alınması gerektiğini nasıl düşünürdünüz?

2026’da önemli değişiklik: Yargıtay’da görüş ayrılığı

Konunun güncel boyutunu anlamak için 2026 tarihli Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararına özellikle bakmak gerekir. 19 Ocak 2026 tarihli, E. 2025/2590, K. 2026/319 sayılı kararda uyuşmazlık el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemleriyle ilgilidir. İlk derece mahkemesi taşınmazın 990.000 TL değerini ve 46.252 TL ecrimisil bedelini esas alarak harç ve vekalet ücreti belirlemiş, karar istinafta da korunmuş ve Yargıtay çoğunluğu tarafından onanmıştır.

Fakat kararda yer alan karşıoy son derece dikkat çekicidir.

Karşıoy görüşünde, müdahalenin men’i davalarının tamamının kategorik olarak taşınmazın aynına ilişkin dava kabul edilmemesi gerektiği savunulmuştur. Bu görüşe göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın gerçek niteliğine bakılmalı; her el atmanın önlenmesi davası yalnızca dava başlığından hareketle taşınmazın aynına ilişkin kabul edilmemelidir.

Bu ayrım gelecekteki uygulama açısından önemlidir. Çünkü bir uyuşmazlıkta davalı, davacının mülkiyet hakkına karşı kendi mülkiyet iddiasını ileri sürüyorsa uyuşmazlığın ayni niteliği çok daha belirgin olabilir. Buna karşılık davalının taşınmaz üzerinde herhangi bir mülkiyet iddiası bulunmadığı, tartışmanın yalnızca belirli bir kullanım biçimi etrafında döndüğü dosyalarda farklı değerlendirmeler gündeme gelebilir.

Dolayısıyla 2026 itibarıyla daha güvenli ifade şudur: El atmanın önlenmesi davalarında nispi vekalet ücreti uygulaması güçlü bir Yargıtay yaklaşımına dayanmakla birlikte, davanın ayni nitelikte olup olmadığı somut uyuşmazlığın özelliklerine göre tartışılabilmektedir.

Düşündürücü soru: Bir dava türünün adına bakarak otomatik sonuç çıkarmak mı daha doğru, yoksa uyuşmazlığın gerçek hukuki niteliğini her dosyada ayrıca incelemek mi?

El atmanın önlenmesi ve ecrimisil birlikte istenirse ne olur?

Taşınmaz uyuşmazlıklarında el atmanın önlenmesi çoğu zaman tek başına bırakılmaz. Müdahalenin sona erdirilmesinin yanında, geçmişteki haksız kullanım nedeniyle ecrimisil yani haksız işgal tazminatı da talep edilebilir.

Bu durumda hesaplama daha karmaşık hâle gelir. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi açık biçimde, gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda ecrimisil veya tazminat talebi de varsa harcın taşınmaz değeri ile talep edilen miktarın toplamı üzerinden alınacağını düzenlemektedir.

Yargıtay da el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerinin birlikte bulunduğu davalarda bu iki unsurun dava değeri bakımından birlikte dikkate alınması gerektiği yönünde kararlar vermiştir.

Ecrimisil talebi vekalet ücretini nasıl etkiler?

Örneğin varsayalım ki el atılan bölüm bakımından dava değeri 2 milyon TL, talep edilen ecrimisil ise 300 bin TL olsun. Somut olayda her iki talebin de aynı dosyada ve hukuken değerlendirilebilir olduğu kabul edilirse, dava değerinin belirlenmesinde toplam ekonomik değer dikkate alınabilir.

Ancak bu, “2,3 milyon TL’nin tamamı üzerinden her koşulda aynı vekalet ücreti çıkar” anlamına gelmez. Kabul ve ret oranları, taleplerin niteliği, dava konusunun kapsamı ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri ayrıca incelenir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerinin bulunduğu bir dosyada davanın kısmen kabul edilmesi durumunda, hem kabul edilen bölüm hem de reddedilen talepler bakımından vekalet ücretinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin ayrıntılı bir yaklaşım ortaya koymuştur.

Düşündürücü soru: Bir davada asıl hedef müdahaleyi durdurmakken, geçmiş kullanım nedeniyle istenen ecrimisilin de dava değerini büyütmesi sizce dava stratejisini değiştirmeli mi?

Yıkım veya kal talebi varsa vekalet ücreti nasıl etkilenir?

El atmanın önlenmesi davalarında bazen taşınmaz üzerine yapılan yapının kaldırılması, başka bir ifadeyle kal talebi de gündeme gelir. Bu durumda yalnızca taşınmazın değeri ve ecrimisil değil, yıkım talebinin dava değeri de önem kazanabilir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2022 tarihli bir kararında, el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil talepleri birlikte incelenmiş; vekalet ücretinin hesabında el atılan bölümün değeri, yıkım masrafları ve ecrimisil taleplerinin ayrı hukuki sonuçları değerlendirilmiştir.

Buradaki kritik nokta, yıkım bedeli ile yapının ekonomik değeri arasındaki ayrımdır. Yargıtay, somut olayda kal talebinin dava değerinin belirlenmesinde yıkım masraflarının esas alınması gerektiği yönünde değerlendirme yapmıştır.

Bu nedenle el atmanın önlenmesi + kal + ecrimisil şeklinde bir dava açıldığında, her bir talebin “nasıl olsa hepsi aynı dava” denilerek tek kalem hâlinde düşünülmesi hatalı sonuçlara yol açabilir.

Düşündürücü soru: Bir yapının kaldırılmasını istemek ile o yapının taşınmaz üzerindeki ekonomik etkisini tartışmak aynı şey midir?

2025-2026 AAÜT açısından güncel tablo

4 Kasım 2025 tarihinde yayımlanan 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, 2026 yılı itibarıyla konumuz açısından dikkate alınması gereken temel tarifelerden biridir. Türkiye Barolar Birliği, bu tarifede maktu ücretlerde ortalama %36,15 artış yapıldığını ve nispi tarife bölümünün de yeniden düzenlendiğini açıklamıştır.

Tarifenin üçüncü kısmında konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki yardımlar için kademeli oran sistemi bulunmaktadır. Bu nedenle nispi vekalet ücreti tek bir yüzdeyle hesaplanmaz; dava değerinin hangi dilime kadar ulaştığına göre farklı oranlar uygulanır.

Önemli olan bir başka nokta da şudur: Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukat ile müvekkil arasındaki özel ücret sözleşmesiyle aynı şey değildir. Mahkemenin hükmettiği karşı vekalet ücreti, davayı takip eden avukat ile müvekkili arasındaki sözleşmesel ücret ilişkisinden farklı hukuki nitelik taşır.

Bu ayrım, özellikle dava sonucunda “karşı taraftan alınacak vekalet ücreti” ile “kendi avukatınıza ödeyeceğiniz ücret” ifadelerinin birbirine karıştırılmaması bakımından önemlidir.

Düşündürücü soru: Mahkemenin karşı tarafa yükleyeceği vekalet ücreti ile avukat-müvekkil arasındaki ücret sözleşmesinin birbirinden farklı olduğunu bilmek, dava öncesi mali planlamayı ne kadar değiştirir?

Vekalet ücretinin nispi olması her zaman yüksek bir rakam çıkacağı anlamına mı gelir?

İlk bakışta “nispi” kelimesi yüksek bir ücret çağrışımı yapabilir. Fakat hesaplamanın nasıl yapıldığına bakmadan rakam tahmin etmek doğru değildir.

Nispi ücret sisteminde kademeli oranlar uygulanır. Dolayısıyla örneğin dava değeri belirli bir eşiği aştığında, bütün değer için tek bir yüksek oran uygulanması söz konusu değildir. Tarifede farklı değer aralıkları için farklı oranlar bulunmaktadır.

Ayrıca mahkemece hükmedilecek karşı vekalet ücretinin belirlenmesinde yalnızca ilk dava dilekçesinde yazılan rakamın esas alınması da her zaman yeterli değildir. Dava değeri harçlandırılmış değer, ıslah, bilirkişi raporları, kabul-ret oranı ve karar tarihindeki tarife gibi unsurlar dosyanın sonucunu etkileyebilir.

Dava değeri neden bu kadar kritik?

  • Dava açılırken ödenecek harç üzerinde etkili olabilir.
  • Karşı vekalet ücretinin hesabında belirleyici olabilir.
  • Ecrimisil ve tazminat taleplerinin toplam ekonomik etkisini değiştirebilir.
  • Kısmi kabul veya ret durumunda tarafların birbirlerine karşı sorumluluklarını etkileyebilir.
  • İstinaf ve temyiz aşamalarında uyuşmazlığın parasal sınırlarla ilişkisini etkileyebilir.

HMK’nın 326. maddesi de genel olarak yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilmesini, iki tarafın kısmen haklı çıkması hâlinde ise giderlerin haklılık oranına göre paylaştırılmasını öngörür.

Bu yüzden el atmanın önlenmesi davasında “davayı kazandım” veya “davayı kaybettim” cümlesi, vekalet ve yargılama giderleri açısından tek başına yeterli bilgi vermeyebilir.

Düşündürücü soru: Bir davada yüzde 100 kazanmak ile taleplerin yalnızca bir kısmını kazanmak arasındaki mali farkın bu kadar büyük olması, dava dilekçesinin hazırlanmasını sizce ne kadar önemli hâle getiriyor?

El atmanın önlenmesi davasının tarihi kökleri: Roma hukukundan bugüne

Bugün oldukça teknik görünen el atmanın önlenmesi kavramının kökleri aslında çok daha eskiye uzanıyor. Roma hukukunda mülkiyet hakkının korunması için geliştirilen actio negatoria, günümüzdeki müdahalenin men’i veya el atmanın önlenmesi düşüncesinin tarihsel öncüllerinden biri olarak kabul edilir.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan akademik bir çalışmada, Roma hukukunda actio confessoria ile actio negatoria arasındaki ilişki incelenmiş; actio negatoria’nın temelinde mülkiyet hakkının korunmasının bulunduğu ve malikin müdahaleyi önlemek amacıyla bu ayni davaya başvurabildiği açıklanmıştır.

Oxford Academic’te yayımlanan Roma hukuku çalışmaları da özel mülkiyetin Roma toplumundaki merkezi konumunu ve mülkiyet, zilyetlik, kullanma ve yararlanma yetkilerinin tarihsel gelişimini ele almaktadır.

Başka bir ifadeyle bugün “komşum taşınmazıma müdahale ediyor, ne yapabilirim?” şeklinde sorduğumuz soru yeni değildir. Değişen şey, müdahalenin biçimleri, ekonomik değeri ve hukuki sistemin buna verdiği cevaptır.

Roma hukukundan modern medeni hukuk sistemlerine uzanan bu tarihsel çizgide temel düşünce oldukça istikrarlı kalmıştır: Mülkiyet hakkı yalnızca tapuda yazan bir isimden ibaret değildir; malikin taşınmazı kullanabilmesi, ondan yararlanabilmesi ve başkalarının haksız müdahalelerine karşı korunabilmesi gerekir.

Düşündürücü soru: Binlerce yıl önce ortaya çıkan bir mülkiyet koruma düşüncesinin bugün hâlâ komşuluk ve taşınmaz uyuşmazlıklarının merkezinde bulunması size ne söylüyor?

Günümüzde tartışma neden yalnızca “mülkiyet” meselesi değil?

Modern şehirleşme, artan taşınmaz değerleri ve yoğun yapılaşma el atmanın önlenmesi davalarını yalnızca klasik bir komşuluk uyuşmazlığı olmaktan çıkarıyor.

Örneğin bir apartman yapısının ortak alanlarının kullanımı, taşkın yapı, manzaranın kapatılması, geçiş yolları, paylı mülkiyette fiili kullanım alanları ve miras nedeniyle ortaya çıkan ortaklıklar farklı disiplinleri aynı hukuki zeminde buluşturabiliyor.

İstanbul Hukuk Mecmuası’nda 2024 yılında yayımlanan bir araştırma, özellikle paylı ve elbirliği mülkiyetinde örtülü rıza ve fiili taksim olgusunun el atmanın önlenmesi ile ecrimisil talepleri üzerindeki etkilerini ayrıntılı biçimde incelemiştir. Çalışmada paydaşların taşınmazı kullanma biçimlerinin zaman içinde örtülü rızaya dönüşmesinin, daha sonra ileri sürülebilecek talepler bakımından önemli sonuçlar doğurabileceği vurgulanmaktadır.

Bu durum, hukuk ile sosyolojinin kesiştiği ilginç bir alan yaratıyor. Aile içinde yıllarca “sen şu tarafı kullan, ben bu tarafı kullanayım” şeklinde sürdürülen bir düzen, başlangıçta sorun çıkarmayabilir. Fakat mülkiyet el değiştirdiğinde, mirasçılar çoğaldığında veya taşınmazın değeri yükseldiğinde aynı fiili düzen hukuki uyuşmazlığa dönüşebilir.

Taşınmaz manzarası konusunda yapılan akademik çalışmalar da mülkiyet hakkının yalnızca fiziksel sınırlarla sınırlı olmadığını; komşuluk hukuku, zilyetlik, irtifak hakları ve el atmanın önlenmesi gibi farklı hukuki kurumların aynı olayda kesişebildiğini göstermektedir.

Düşündürücü soru: Yıllarca sorun çıkarmayan bir kullanım düzeninin, taşınmazın değeri arttığında hukuki uyuşmazlığa dönüşmesi mülkiyetin ekonomik yönünü nasıl değiştiriyor?

Kamulaştırmasız el atma ile normal el atmanın önlenmesi aynı mı?

Burada sık yapılan bir karışıklığı da ayırmak gerekir. Özel kişiler arasındaki el atmanın önlenmesi davası ile idarenin taşınmaza kamulaştırma yapmadan müdahale etmesi sonucunda gündeme gelen kamulaştırmasız el atma aynı hukuki kategori değildir.

Kamulaştırmasız el atma, özellikle kamu hizmetleri ve mülkiyet hakkının kamu gücüyle sınırlandırılması bağlamında ayrı bir tarihsel ve anayasal tartışma alanına sahiptir. Türkiye’de bu alanın önemli bölümü yıllar içinde Yargıtay ve diğer yüksek yargı mercilerinin kararlarıyla şekillenmiştir. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi’nde yayımlanan akademik bir çalışmada, kamulaştırmasız el atmanın tarihsel gelişimi ve mülkiyet hakkı ihlallerinin giderilmesi konusunda yapılan yasal ve yargısal düzenlemeler ayrıntılı biçimde incelenmektedir.

Bu nedenle bir belediyenin yol geçirmek amacıyla taşınmaza fiilen müdahale etmesi ile komşunun bahçenin bir kısmını kullanması aynı “el atma” kelimesi altında buluşsa da vekalet ücreti, görev, yargı yolu, dava türü ve talep sonucu bakımından birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Düşündürücü soru: Aynı kelimenin hem özel kişi hem de idare kaynaklı müdahalelerde kullanılması, hukuki ayrımların vatandaş açısından neden daha açık anlatılması gerektiğini göstermiyor mu?

Pratik olarak vekalet ücreti hesabında nelere dikkat edilmeli?

Bir el atmanın önlenmesi davasıyla karşılaşıldığında yalnızca “nispi mi, maktu mu?” sorusuna odaklanmak yerine şu başlıkların birlikte değerlendirilmesi daha sağlıklı olur:

  • Davanın niteliği: Uyuşmazlık gerçekten taşınmazın aynına mı ilişkindir?
  • Dava değeri: El atılan bölümün ekonomik değeri nasıl belirlenmelidir?
  • Ecrimisil: Geçmiş kullanım nedeniyle ayrıca tazminat talep edilmiş midir?
  • Kal/yıkım: Müdahalenin giderilmesi için yapı veya tesisin kaldırılması isteniyor mu?
  • Kabul-ret oranı: Taleplerin tamamı mı, bir kısmı mı kabul edilmiştir?
  • Harç: Dava değeri doğru şekilde harçlandırılmış mıdır?
  • Tarife tarihi: Karar tarihinde hangi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi yürürlüktedir?
  • Karşı vekalet ücreti: Mahkemenin karşı tarafa yüklediği ücret ile avukat-müvekkil arasındaki sözleşme ücreti birbirinden ayrılmış mıdır?

Özellikle dava değerinin düşük gösterilmesi veya sonradan gerçek değerle karşılaşılması, yalnızca harç bakımından değil, vekalet ücreti bakımından da sorun yaratabilir. Yargıtay’ın çeşitli kararlarında el atmanın önlenmesi talebi bakımından harçlandırılmış dava değerinin ve gerekli hâllerde sonradan belirlenen değerlerin önemine dikkat çekildiği görülmektedir.

Düşündürücü soru: Dava açarken yalnızca “haklı mıyım?” sorusunu değil, “talebimin hukuki ve ekonomik sınırı nedir?” sorusunu sormak dosyanın sonucunu ne kadar değiştirebilir?

Sonuç: El atmanın önlenmesi davasında vekalet ücreti neden dosyaya göre değişir?

El atmanın önlenmesi davası vekalet ücreti kural olarak nispi olabilir. Özellikle uyuşmazlığın taşınmazın aynına ilişkin olduğu kabul edildiğinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesindeki değer esası ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin nispi ücret hükümleri önem kazanır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerinin bulunduğu davalarda taşınmazın veya el atılan kısmın değeri ile ecrimisil miktarının dava değeri bakımından dikkate alındığı görülmektedir.

Ancak 2026 itibarıyla dikkat edilmesi gereken güncel nokta, her el atmanın önlenmesi davasının otomatik biçimde aynı yöntemle değerlendirilmesi gerektiği konusunda Yargıtay içinde görüş ayrılığının bulunmasıdır. 19 Ocak 2026 tarihli Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararında çoğunluk ile karşıoy arasındaki tartışma tam olarak bu noktada yoğunlaşmıştır.

Bu nedenle somut bir dosyada doğru sonuca ulaşmak için yalnızca dava başlığına bakmak yeterli değildir. Taşınmazın aynına ilişkin olup olmadığı, müdahalenin kapsamı, dava konusu bölümün değeri, ecrimisil ve kal talepleri, kabul-ret oranı, harçlandırılan değer ve karar tarihinde yürürlükteki AAÜT birlikte değerlendirilmelidir.

Konunun tarihsel köklerine bakıldığında ise bugünkü tartışmanın aslında çok eski bir sorunun modern biçimi olduğu görülür: Mülkiyet hakkı nerede başlar, başkasının müdahalesi nerede biter ve bu sınırı ihlal eden kişinin hukuki maliyeti ne olmalıdır? Roma hukukundaki actio negatoria’dan günümüz Türk eşya hukukuna uzanan çizgi, bu sorunun hukuk sistemlerinin en kalıcı meselelerinden biri olduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak “nispi mi?” sorusunun cevabı tek kelimelik olsa da doğru hesaplamanın yolu tek cümlelik değildir. El atmanın önlenmesi davasında vekalet ücreti bakımından asıl belirleyici olan, davanın gerçek hukuki niteliği ve buna bağlı dava değeridir.

Kaynaklar ve akademik incelemeler

  • Türk Medeni Kanunu m. 683 – Mülkiyet hakkının içeriği: Kaynak
  • 492 sayılı Harçlar Kanunu m. 16 – Değer esası: Kaynak
  • Türkiye Barolar Birliği – 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi: Kaynak
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/7715, K. 2022/7278: Karar metni ve değerlendirme
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/2590, K. 2026/319: 2026 tarihli güncel karar ve karşıoy
  • Kırkbeşoğlu, N., “Örtülü Rıza Kavramının Yasal Önalım, Ecrimisil ve El Atmanın Önlenmesi Davaları Bakımından Doğurduğu Hukuki Sonuçlar”, İstanbul Hukuk Mecmuası, 2024: Akademik kaynak
  • Öcal, B., “Roma Hukukunda Taşınmaz Lehine İrtifaklara İlişkin Davalardaki (Actio Confessoria ve Actio Negatoria) Temel Sorunlar”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi: Akademik kaynak
  • Şahin, A. H., “Dünden Bugüne Hukuka Uygun El Atma ve Mülkiyet Hakkı İhlallerinin Giderimi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi: Akademik kaynak

Dava değerini örnekle hesapla

Girişte kısa cevabı netleştir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ilbet yeni giriş betexper betexper betexper.xyz grandoperabet ilbet
https://gezirehberiforum.com https://artidekorasyon.com.tr https://feres.com.tr Sitemap